kentsel dönüşüm

SULUKULE’DEN ÇERKEZKÖY’E: KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN BEDELİNİ ROMAN TOPLUMU ÖDÜYOR

İçindekiler

SULUKULE’DEN ÇERKEZKÖY’E: KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN BEDELİNİ ROMAN TOPLUMU ÖDÜYOR

Roman Hafızaları Çalışma Derneği (Romani Godi) olarak 2022 yılından bu yana Türkiye’nin farklı illerindeki Roman mahallelerine düzenli saha ziyaretleri gerçekleştiriyor; bazı kentsel dönüşüm ve yıkım süreçlerini yerinde izleyerek gözlem ve bulgularımızı raporlaştırıyoruz. Bu açıklamada, öncelikle Türkiye’de Roman mahallelerini etkileyen kentsel dönüşüm uygulamalarının yakın tarihine kısaca değiniyor, ardından bir süredir yakından takip ettiğimiz ve halen devam eden Tekirdağ Çerkezköy Bağlık Mahallesi Kümeevler vakasına odaklanıyoruz.

TÜRKİYE’DE ROMAN MAHALLELERİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜMLER

Türkiye’de kentsel dönüşümün ilk uygulaması, Neslişah ve Hatice Sultan mahalleleri olarak bilinen Sulukule’de gerçekleştirilmiştir. Kent dokusunun korunmasını güvence altına alan 5366 sayılı yasaya rağmen, Romanların 10 asırlık kültürel mirası olan ve UNESCO koruması altındaki Sulukule korunamamış, “dünyanın en sosyal projesi” olarak sunulan ve 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti arifesinde tamamlanan bu proje, Romanların yerinden edilmesi ve mahallenin soylulaştırılmasıyla (“gacolaştırma”) sonuçlanmıştır.

Geçen 20 yılda, kentsel sterilizasyon politikası olarak şehir merkezlerine yakın ve yatırım potansiyeli yüksek konumlarda bulunan birçok Roman mahallesi, kentsel dönüşüm projelerinin odağı haline gelmiştir. Şehir merkezlerinin “Romansızlaştırılması” amacını güden bu projelerle, Küçükbakkalköy örneğinde olduğu gibi “yeni finans merkezleri“, Sarıgöl dönüşümündeki gibi “havuzlu lüks konutlar“, tarihi Roman mahallelerini tanınmayacak derecede değiştirmiştir. Roman mahallelerindeki kentsel dönüşüm süreçlerinde, örneğin Sapanca Gazipaşa Mahallesi’nde su havzası, Sarıgöl Mahallesi’nde ise heyelan riski gibi çeşitli gerekçeler öne sürülmüştür. Ancak bu vakalarda, bölgelerde yeniden yapılaşmaya gidilmiş ve yüksek katlı lüks konutlar inşa edilmiştir. Sulukule’den Küçükbakkalköy’e, Sarıgöl’den Kağıthane ve Bursa Kamberler’e uzanan bu süreçte, 2006-2013 yılları arasında yalnızca belgelenmiş vakalarla 10.000’den fazla Roman yurttaş yerinden edilmiştir. Üstelik bu sayı, Ankara Çinçin Bağları ve İzmir Kadifekale gibi diğer gecekondu dönüşüm örneklerini kapsamamaktadır.

Kentsel dönüşümle şehir merkezinden uzaklaştırılan Romanlar, bazen de TOKİ’nin şehir dışındaki toplu konutlarına yerleştirilmekte; büyük ölçüde Roman nüfustan oluşan bu binalar zamanla yeni gettolara dönüşmekte, yapı kalitesi ve çevre temizliği bakımından diğer TOKİ konutlarından geride kalmaktadır (bkz. Samsun 200 Evler). Bu yerleşimlerde geri dönüşüm işiyle uğraşanlar için depo, hayvancılıkla uğraşanlar için ahır benzeri alanlar planlanmamakta; yüksek taksit ve aidat giderleri ile ulaşım maliyetleri, Romanların geçim kaynaklarını doğrudan tehdit etmektedir.

Bu genel tablonun hâlâ süren ve sonucu belirsizliğini koruyan güncel bir örneği de Yalova’nın Bağlarbaşı Mahallesi’dir. 2013 yılında 6306 sayılı Kanun kapsamında “Riskli Alan” ilan edilen 9,89 hektarlık bölgede, TOKİ 2023’te 717 konut ve 19 dükkânlık bir proje için ihaleye çıkmış; sürecin yalnızca ilk aşamasında evleri yıkılan 55 hak sahibi, Çiftlikköy Sultaniye mevkisinde kurulan ve çöp sahaları, hayvan pazarı ile heyelan/deprem riski taşıyan bir konteyner kente yerleştirilmiştir. Mahallede toplam 430’dan fazla hak sahibi bulunmasına rağmen, geri kalan hanelerin ne zaman, hangi koşullarda taşınacağı, yeni konutların teslim tarihi ve nihai maliyetleri bugün itibarıyla netlik kazanmamıştır. Derneğimiz Bağlarbaşı’ndaki süreci izlemeye devam etmekte olup, dönüşümün Roman toplumu için nasıl sonuçlanacağı kalıcı bir kazanım mı yoksa yeni bir mağduriyet mi olacağı henüz belli değildir.

Romani Godi’nin saha ziyaretlerinde gözlemlediği üzere, Roman yerleşim alanları kentsel dönüşüm açısından üç kategoriye ayrılmaktadır: dönüşümü tamamlanmış bölgeler, süreci hâlâ devam eden bölgeler ve gelecekte dönüşüm hedefi olarak belirlenmiş bölgeler. Her üç kategoride de ortak örüntü aynıdır: planlama ve uygulama aşamalarında Roman sakinlerin ihtiyaçları dikkate alınmamakta, mekânsal ve toplumsal hafızaları göz ardı edilmekte, dolayısıyla bu süreçlerden fayda sağlayamamaktadırlar. Romanların karar alma süreçlerine dahil edilmemesi katılım adaletinin, azınlık ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi ve yetersiz bilgilendirme usul adaletinin, yeni yerleşim alanlarındaki altyapı eksiklikleri ve çevresel yük ise dağıtım adaletinin ihlaline işaret etmektedir.

Bu genel tabloda derneğimizin en yakından izlediği ve bu açıklamanın asıl odağını oluşturan güncel vaka, Tekirdağ Çerkezköy’ün Bağlık Mahallesi Kümeevler mevkisidir.

TEKİRDAĞ ÇERKEZKÖY BAĞLIK MAHALLESİ (KÜMEEVLER)

Kırk Yıllık Yerleşim, Tekrarlanan Yıkım Dalgaları

Çerkezköy’ün Fatih/Bağlık Mahallesi’nde yer alan Kümeevler mevkisi, 1983’ten bu yana bir Roman yerleşim alanıdır; yaklaşık 400 hanenin 200’den fazlası Roman ailelere aittir. Sakinler, evlerinin çoğunun tapusu bulunmamasına rağmen belediyece verilmiş kapı numaralarına sahip olduklarını, ancak son 15 yıldır elektrik başta olmak üzere temel kamu hizmetlerine resmî abonelik alamadıklarını, iş arama ve kiralık ev bulma süreçlerinde etnik kimlikleri sebebiyle ayrımcılığa uğradıklarını aktarmıştır.

2022: İlk Yıkım Dalgası 

22 Ağustos 2022’de bölge sakinlerine, belediye arazisine kaçak yapılaştıkları gerekçesiyle 15 gün içinde yıkım yapılacağı bildirilmiş; bu bildirim yalnızca iki zabıta memurunun imzasını taşıyan tutanaklarla, herhangi bir hukuki karar eklenmeden tebliğ edilmiştir. Derneğimizin saha heyeti, yıkım tutanaklarının hem şekil hem usul açısından hukuka aykırı olduğunu, okuma-yazma bilmeyen sakinlere “sosyal yardım verileceği” söylenerek imza alındığını tespit etmiştir. Belediye, yıkımlardan etkilenenlere 12 bin TL, kaymakamlık ise 8 bin TL kira yardımı yapılacağını belirtmiş; ancak sakinler bu tutarın yeni bir kiralık ev bulmaya yetmediğini, üstelik Roman oldukları için ev sahiplerinin kendilerine kiraya vermediğini ifade etmiştir. Çerkezköy Belediyesi yetkilileri, öncelikli yıkımların okul yoluna denk gelen yapılarda yapılacağını, bunun gerekçesinin “yoldan geçen diğer vatandaşların rahatsızlığı” olduğunu aktarmış; ancak ilk yıkımların hedeflendiği bölgenin yalnızca Romanların yaşadığı alan olduğu heyetimizce doğrulanmıştır.

2024-2026: Yıkımlar Aralıksız Sürüyor

Derneğimizin izlemesine göre süreç 2022’de sona ermemiş, kesintili biçimde büyüyerek devam etmiştir. 2026 yazında bölgede yeniden tahliye tebligatları dağıtılmış; hazine arazisi üzerinde okul, yol ve yeşil alan gerekçesiyle yaklaşık 110 haneyi kapsayan yeni bir yıkım kararı alınmıştır. Temmuz 2026’da bu kapsamda 40 haneye 15 günlük süre tanınmış, taşınma yardımı tutarı zaman içinde 40 bin TL’den 50 bin TL’ye çıkarılmış olsa da mahalle sakinleri bu desteğin güncel kira ve ev eşyası maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını, aralarında hasta, engelli ve yaşlı bireyler bulunduğunu belirterek kalıcı bir çözüm talep etmiştir. Çerkezköy Genç Romanlar Derneği ve Ankara Roman Federasyonu temsilcileri, ilçe belediye başkanı ve kaymakam ile görüşerek TOKİ aracılığıyla uygun ödeme koşullu konut ya da taksitli hazine arsası tahsisi talep etmiş; kaymakamlık da hazırladığı destek projesini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na iletmiştir.

Ağustos 2026 itibarıyla, yıkım kararı bulunan 101 gecekondudan 63’ü kaldırılmış, kalan 38 yapının da kontrollü biçimde yıkılması planlanmaktadır; yıkım öncesinde hanelerin elektrik ve su bağlantıları kesilmektedir. Buna paralel olarak, yıkımı tamamlanan alanlarda kaldırılmayan enkaz yığınları arasında art arda yangınlar çıktığı, yükselen dumanın ilçenin birçok noktasından görüldüğü basına yansımıştır; bu durum hem çevresel hem de kamu sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.

ORTAK ÖRÜNTÜLER

Çerkezköy Bağlık Mahallesi’nde yaşananlar, Sulukule’den Çinçin’e, Kadifekale’den henüz sonuçlanmamış Bağlarbaşı vakasına kadar uzanan daha geniş bir tablonun parçasıdır. Yer, zaman ve dönüşüm gerekçeleri değişse de Roman mahallelerinde yaşanan süreçler şaşırtıcı ölçüde benzerlik göstermektedir. Bu nedenle söz konusu vakaları birbirinden kopuk yerel müdahalelerden ziyade, Romanların kentle kurduğu ilişkiyi yeniden şekillendiren ortak bir yaklaşımın farklı görünümleri olarak değerlendirmek mümkündür.

Karar süreçlerinin dışında bırakılma: Dönüşüm ve yıkım kararları çoğu zaman mahalle sakinlerinin görüşü alınmadan verilmekte; insanlar sürece ancak kararlar kesinleştikten, hatta kimi durumlarda yıkıma günler kala dâhil edilmektedir. 

Mahallenin damgalanması: Roman mahallelerinin suç, uyuşturucu ve düzensizlikle özdeşleştirilmesi yalnızca mahalleye ilişkin algıyı şekillendirmemekte, aynı zamanda tahliye ve yıkımları kamuoyu nezdinde daha kabul edilebilir hale getirmektedir. 

Hukuki belirsizlik ve usul sorunları: Eksik veya yetkisiz imzalarla hazırlanan tutanaklar, dayanak kararların paylaşılmaması ve sorunlu tebligatlar farklı vakalarda tekrar tekrar karşımıza çıkmaktadır. 

Barınma sorununun başka bir yere taşınması: Kira ve taşınma yardımları çoğu zaman piyasa koşullarının gerisinde kalırken, sunulan alternatifler de kentten uzak, ulaşım olanakları sınırlı veya çevresel risklerin bulunduğu alanlarda yoğunlaşmaktadır. Böylece barınma sorunu çözülmekten çok başka bir mekâna taşınmaktadır. 

Geçim koşullarının hesaba katılmaması: Hurdacılık, atık toplayıcılığı ya da küçük hayvancılık gibi mahalleyle ve mekânla doğrudan ilişkili geçim biçimleri dönüşüm planlarında büyük ölçüde görünmez kalmaktadır. 

Kırılgan grupların görünmezliği: Yaşlılar, engelliler, hastalar ve çocuklar için gerekli özel düzenlemeler çoğu zaman yapılmamakta; tahliye süreci bütün haneleri aynı koşullara sahipmiş gibi ele almaktadır. 

Kiracıların ve resmî tapusu bulunmayan sakinlerin belirsiz konumu: Mahallede uzun yıllardır yaşayan kiracıların yanı sıra, konutu ailesinden miras kalan, tapu tahsis belgesi bulunan veya resmî tapusu olmamasına rağmen yıllardır emlak vergisi, elektrik ve su gibi ödemelerini düzenli biçimde yapan sakinlerin hakları dönüşüm süreçlerinde çoğu zaman belirsiz kalmaktadır. Mahalleyle yıllara, hatta kuşaklara yayılan bu fiilî bağ ve kullanım ilişkisi yeterince dikkate alınmadığında, bu gruplar tahliye ve yeniden yerleştirme süreçlerinde en kolay hak kaybına uğrayan kesimler arasında yer almaktadır

 

TALEPLERİMİZ

Romani Godi olarak, öncelikle Çerkezköy Belediyesi ve Tekirdağ Valiliği olmak üzere, Yalova Valiliği/Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı aşağıdaki adımları ivedilikle atmaya çağırıyoruz:

Bağlık Mahallesi Kümeevler’de geriye kalan 38 hane için sürmekte olan yıkım derhal durdurulmalıdır.

Kentsel dönüşüm ve tahliye süreçleri; mahalle sakinleri, Roman sivil toplum kuruluşları, ilgili baro komisyonları ve TMMOB bileşenlerinin etkin katılımıyla, şeffaf biçimde yürütülmelidir.

Roman hanelere alternatif barınma olanakları sağlanmalıdır ve ilgili barınma alanları; kent merkezine erişilebilir, toplu taşımaya bağlı, temel hizmetlere (market, sağlık, okul) yakın ve çevresel/jeolojik risk taşımayan konumlarda kurulmalıdır.

Tapu durumuna bakılmaksızın uzun süreli sakinler ve kiracılar dahil tüm hane halkları için barınma güvencesi sağlanmalıdır.

Kira ve taşınma yardımları güncel piyasa koşullarına göre belirlenmeli, ödeme takvimi ve kaynağı yazılı olarak taraflara bildirilmelidir.

Engelli, yaşlı, hasta ve çocuklu haneler önceliklendirilmeli, bu gruplara özgü geçici barınma ve sağlık tedbirleri alınmalıdır.

Hurdacılık, atık toplayıcılığı ve küçük hayvancılıkla geçinen ailelerin ihtiyaç duyduğu depolama ve barınak alanları, alternatif yerleşimlerin planlamasına dahil edilmelidir.

Mümkün olan alanlarda, yerinden etme yerine yerinde dönüşüm modeli önceliklendirilerek Romanların mekânsal ve sosyal hafızası korunmalıdır.

Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi (2023-2030) kapsamında barınma hakkına ilişkin taahhütler, somut ve izlenebilir göstergelerle hayata geçirilmelidir.