kentsel dönüşüm

Gülsüm’ün Sulukule’deki Mavi Badanalı Köşkü

İçindekiler

Gülsüm’ün Sulukule’deki Mavi Badanalı Köşkü

Gülsüm, İstanbul’un bin yıllık tarihi Roman mahallesi Sulukule’de doğup büyüdü; Roman kültürünün neşesini, dayanışmasını ve birlikte yaşama pratiğini burada tüm canlılığıyla deneyimledi. Dar sokaklarda yankılanan darbuka seslerinin ritmiyle büyüdü, hayatın hemen her anını komşularıyla paylaştı. Ancak 2006 yılına gelindiğinde darbuka seslerinin yerini buldozerlerin ve iş makinelerinin gürültüsü aldı. [1] UNESCO koruması altındaki bu tarihi mahallede bir kentsel yenileme projesi başlatıldı.

Gülsüm, maviye boyalı gecekondusunu koruyabilmek için mücadele etti. Projeye karşı dava açtı ve evinin yıkılmaması için direndi. Ancak dava henüz sonuçlanmadan, 2009 yılında dedesinden miras kalan evi gözlerinin önünde yıkıldı [2] . O anda Gülsüm için yıkılan şey yalnızca tuğla ve harçtan ibadet eğildi. Enkazın altında kalan anıları, çocukluğu, gençliği, o evin önünde yapılan düğünü, orada dünyaya getirdiği çocukları o çocukların ona ilk anne deyişleri ve torunları için tavana astığı salıncak ta enkazın altındaydı. Titreyen elleriyle gözyaşlarını silerken, molozların altında kalan şeyin yalnızca bir ev değil; bir yaşam biçimi, bir kültür ve yaşayan bir hafıza olduğunu biliyordu.

Yıkımın ardından Gülsüm bir huzurevine yerleştirildi. Ancak yerinden edilen diğer yaklaşık 3.500 Roman gibi o da Sulukule’deki yaşamını; komşularını, evini ve kültürünü hiçbir zaman unutmadı.

Bir röportajında özlemini şu sözlerle dile getirdi:
Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı? Köşk möşk istemiyorum ben, mahallemi istiyorum, mahallemi!.. ‘’Daha sonrasında hep bir ağızdan mahalleliyle türkünün devamını getiriyorlar.

Ağlayıp inledim, düştüm bu derde
Talihim düşürdü beni bu derde
Yine garip kaldım, gurbet ellerde
Evimi yurdumu anar ağlarım.

Gülsüm abla türkü bittikten sonra ‘’Vatanım benim burası, vatanım! Vatanımı istiyorum ben… Beni villaya koymuşlar ne olur? Burada krallar gibi gecekondum var. Bir kağıt kaplarım, bir badana yaparım, olur mis gibi… Apartmanı ne yapayım ben? 100 kişi var, herkes aynı kapıdan içeri giriyor. Yok,“kapıyı hızlı kapadın, yavaş kapadın!” Evladım, çocukadam bunlar, elbet gürültü olacak! [3] ’’

Gülsüm’ün özlemini duyduğu şey lüks konutlar değildi. Mavi Köşküm deyip maviye boyadığı gecekondusuydu. Güzel bir şarkının sonuna gelir gibi hayatının son nakaratında özlediği, kaybettiği mütevazı ama birbirine sıkı sıkıya bağlı mahalle yaşamıydı.

Gülsüm ve diğer mahalle sakinlerinin açtığı dava nihayet 2019 yılında sonuçlandı. Mahkeme, kentsel yenileme projesinin kamu yararına uygun olmadığına hükmetti.Ancak karar çok geç gelmişti. Mahkeme kararı yıkılmış evleri ve mekânsal hafızayı geri getiremedi.

Sulukule’nin renkli ve canlı sokaklarının yerini yüksek duvarlarla çevrili Osmanlı mimarisinden esinlenilen villalar aldı. Gülsüm ise bir huzurevinde, yıllarca korumak için mücadele ettiği mavi boyalı evini ve geride bıraktığı mahalleyi özleyerek hayata gözlerini yumdu. O artık yoktu; özlemini duyduğu Sulukule de eski haliyle yoktu. Bir zamanlar gündelik hayatın, komşuluğun, müziğin ve dayanışmanın içinde yaşayan o mahalleden geriye, hafızalarda taşınan anılar ve birkaç filmin kaydettiği görüntüler kalmıştı.

Sulukule yıkımlarına karşı yürüttüğü uzun soluklu mücadele, Gülsüm Abla’nın hikâyesini yıllar boyunca görünür kılmak için gösterdiği çaba ve bu anlatının şekillenmesine sunduğu ilham için Hacer Foggo’ya teşekkür ederiz.

[1]  Osseiran, N. (Yönetmen). (2010). Canım Sulukule../My Beloved Sulukule.. [Kısa belgesel film]. Vimeo.
https://vimeo.com/19842109
[2] Oral, F. (2009, 15 Kasım). Acil yıkım, Perşembe 10:00-12:00: Gülsüm Abla'nın evi yıkıldı, yok oldu. Sulukule Günlüğü. https://sulukulegunlugu.blogspot.com/2009/11/gulsum-ablann-evi-ykld-yok-oldu.html
[3] Çelik, F. ve Tuncalı, S., “Kağıthaneli ve Sulukuleli Kadınlarla Yoksulluk ve Yıkımlar Üzerine,” Artizan, 2 Mayıs 2007, erişim 28 Ağustos 2026, https://www.art-izan.org/artizan arsivi/kagithaneli-ve-sulukuleli- kadinlarla-yoksulluk-ve-yikimlar-uzerine/